Bir "Mevlâna" Kitabı Yazmak

(Bir "Mevlâna" Kitabı Yazmak; Ayraç Dergisi, Sayı 28, Şubat 2012, sf.27-31)

Malumâliniz lisanımızda “tarihe mâl olmak” şeklinde bir tabir vardır. Burada tarih kelimesi kavramsal olarak “hatıra, yad” karşılığındadır. Dolayısıyla insanların aklından çıkmayan kişiler için kullanılan bu tabiri, akıl ile doğrudan irtibatlandırmak mümkündür. İnsanın salt akıldan ve bedenden mürekkep bir varlık olmaması, gönül denen bir şeyin de mevcut olması hasebiyle; bir de gönüllere mâl olan, diğer bir tabirle gönüllerden çıkmayan zat-ı şerifler de bulunmuştur yeryüzünde. Hayat hikâyeleriyle olsun, bıraktıkları eserlerle olsun, yetiştirdikleri insanlarla olsun, kendilerinden sonra gelenlerin yaşayışlarına tesir edecek kuvvette işler yapan ve gelecek nesillerde hiç solmayacak sevgi çiçekleri yeşerten gönül sultanlarından birisi olan, doğal olarak hakkında birçok kitap yazılan ulularımızdan birisi de Mevlâna Celâleddin Rumî’dir.

Bir şahsı anlayabilmek için evvelâ hayat hikâyesi, bilâhare yazdıkları ve söyledikleri tetkik edilir. Biyografisi ve eserleri ne kadar net ve sahihse, o zâtı anlamak bir o kadar kolay olur. Hz.Mevlâna’nın hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmamıza ve eserlerinin tahrif olmadan günümüze ulaşmış olmasına rağmen bir anlama problemi ile karşı karşıya kalmamız ise şaşırtıcı gerçektir. Bu problem iki cephede gerçekleşir; birisi yanlış anlama, diğeri ise anlayamamadır. Daha sonra izah etmek üzere yalnızca beyitlerle örneklendirmek gerekirse; “Gel, gel, ne olursan ol, yine gel” şeklinde başlayan şiir yanlış anlamaya, “Ben Muhammed Mustafa’nın ayağının tozuyum” mısraı geçen şiir ise anlamamaya misal teşkil eder.

AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIDAN YAZININ DEVAMINI OKUYABİLİR VEYA YAZIYI İNDİREBİLİRSİNİZ:

1 yorum :

N.Narda dedi ki...

çok güzel bir yazı. Özellikle "moda" olmuş böyle konularda ortalama okurun da çok dikkatini çekmek lazım...